Ne yaparsam yapayım her şey sadece daha büyük bir potansiyelin küçük parçaları olarak kalıyor. Bu parçaların ayrıklığı onların defining feature‘ları. En gurur duyduğum yazılarım, yapmaya çalıştığım müzik besteleri veya başka şeyler -belki insan ilişkilerim- beni ne kadar tatmin etse de birbirleriyle birleşmiyor, bir bütün oluşturamıyor. Tembel olduğumu düşünüyorum. O zorluğun karşısında tamam, başlangıç işini yaptım, buradan devam edilse bir şey çıkar diyorum. Bu farkındalık bana yetiyor, ama devam etmiyorum. Bunu kendime bir seçimmiş gibi kabul ettirmişim güçlü ve kontrollü hissetmek için, ama aslında seçerek yaptığım bir şey değil. Masamın üzerindeki kare not kağıtları da bunun en belirgin göstergesi değil mi?

Koşuda bile aynısı oluyor. Uzun mesafe koşabileceğimi “biliyorum” ve artık devam etmiyorum. İsteseydim yapardım mentalitesi olmalı bu. X için ne yapmam gerektiğini biliyorum. Şunları şunları yapmam lazım. Şöyle olur o da. Bunu yaparsam hayatım bu şekilde değişir diye öngörüleri yapıyorum. Ve hiçbir şey yapmamayı seçmenin erdemiyle kendi döngüme devam ediyorum.